Sakız (Chios) Adası

Öncelikle şunu belirteyim ben sakız adasının tüm sahillerini gezemedim ve buradaki tavsiyelerim sadece gezdiğim ve gözlemlediğim kısımlarla ilgilidir.

Vize

Sakız adasına vizesiz giriş diye bir durum söz konusu değil, Mutlaka schengen vizeniz olması gerekiyor. Ayrıca vizeniz yok ise sanırım vize başvurusunu yolculuk öncesinde yapabiliyor ve alabiliyorsunuz.

Dikkat !

Eğer pasaportunuzda kuzey kıbrıs’a dair bir giriş vs damgası olması halinde Yunan makamları sizi adaya kesinlikle kabul etmiyormuş, buda bizzat duvarda yazılı olan bir uyarıydı.

Feribot

Adaya gidiş için 3 acente firması feribota yakın bir noktada ve hatta Çeşmede bir çok yerde satış yapmakta. Bunların arasında online olarak bilet satanlarda var. Bu firmalar http://www.erturk.com.tr , http://www.egebirlik.eu ve birde sun bişey bişey vardı bunu hatırlayamadım. Ancak bilet alırken sıradan anladığım kadarıyla egebirlik firması daha fazla tercih ediliyor bunun sebebi ise erturk firmasından 1€ daha ucuza satış yapıyor oluşuymuş diye duydum. Erturk firması gidiş dönüş bileti 20€’ya satıyor. Buarada adada kalmak isterseniz dönüş biletinizin tarihini açık kestirebiliyorsunuz. Eğer tek yön bilet alırsanız buda 16€ tutuyor.

Yolculuk süresi 45 dk civarında, yakın görünmesine karşın bir türlü bitmeyen uzun bir yok gibi geliyor insana. Feribotta dışarıda oturacaksanız üzerinize bir şeyler alın çünkü herkes bir hevesle oturup sonra üşüyor ve kapalı alana iniyor.

Ulaşım

Ada da ulaşım için bir araç bence şart! Çünkü yürüyerek pek bir yere ulaşamazsınız. Bir çok plaj birbirinden uzakta. Ada içerisinde 5€’ya günlük otobüs bileti var ancak biletin nereden alınacağını ve otobüs hatlarını kestiremedim. Bence en kolayı bir çok kiralama acentesinden motorsiklet veya araba kiralamak.

Adanın en fazla trafik var dedikleri bu zamanlarda bile bana sorarsanız trafik az desem yeridir. Motorsiklet kullanımı fazla olduğundan heryer biraz vızır vızır.

Çok fazla araç kiralama yeri ile görüşmedim ancak bilindik uluslararası markalarda mevcut; Sixth, Hertz, Avis gibi.. Ancak buradaki prosedür işlemleri bana biraz uzun geldiği için AutoUnion Car Rental diye acayip güler yüzlü ve misafirperver insanların çalıştığı bu dükkandan kiralama işlemini yaptım. AutoUnion ferbottan indiğinizde hemen solda cadde üzerinde göreceksiniz. Patron Yorgos size eminim yardımcı olacaktır.

Türk ehliyeti ile kiralama işi Yorgosun epey tecrübeli olduğu bir noktaymış. Hatta bazı firmalar türk sürücü belgesi ile kiralama işine kesinlikle yanaşmıyorlar. Yorgos bu konuda hiç bir sorun olmadığını, aracın zaten her şekilde sigortalı olduğunu ancak Yunan Polis’inin herhangi bir şekilde ehliyeti görmek istemesi durumunda kesinlikle ehliyet göstermemeli (otelde unuttuğunu) ve firmanın araç kira kontratını belge olarak göstermek gerektiğini söyledi, bu durumda bir sorun olmuyormuş. Muhtemelen araçlar farklı fiyatlarda, ben pazarlıksız bir şekilde Klimalı Hyundai Accent Sedan bir aracı 45€’ya kiraladım. Ayrıca motorsiklet kirası 25€ civarındaydı.

Araç (kendi) ile Sakız Adasına Girmek

Kendi aracınız ile sakız adasına girmek gerçekten güzel bir özgürlük ancak eğer 3 günden fazla  kalmayacaksanız bunu yapmanıza pek gerek yok. Çünkü adada kiralama acenteleri çok fazla var ve araç kira ücreti 45€ ancak sizin kendi aracınızı sokmak için ödeyeceğiniz tutar 130€ (araç ve sürücü gidiş dönüş ücreti dahil) ve hatta araç için uluslararası sigorta ücreti vs. Bu arada araç üzerinde rehin varsa kendi aracınızı adaya sokamıyorsunuz.

Konaklama

Adayla ilgili çok fazla ücretsiz broşür mevcut, bunları bir şekilde temin edin. Koylar ve cafe, restauranlara dair bilgide var. Eğer otelleri görmek isterseniz bence http://www.booking.com dan harita üzerinde görmenizde fayda var. Çünkü bazı otellerin plajlarla pek alakası yok. Yani kaldığınız otelden çıkıp plaja gitmek kolay olmayabilir. Ancak Karfas’ta plaj kenarında yer alan bir kaç otel var. Ve Karfas otel bölgesi olarak biliniyor. Bunun haricinde adanın dört bir yanında bir çok plaj var ve bir çoğunun yakınında en azından ufakta olsa oda bulabileceğiz minik oteller mevcut. Ancak şöyle havuzlu bol yıldızlı lüks bir yer olsun derseniz sanırım bu tip otel,plaj ve lüks kavramları bir arada toplamak kolay olmayabilir. Agia Fotini Karfas’ın daha güneyinde  bir bölge, burada kumsalı taşlık ancak insan sayısı olarak sakin bir deniz bulabilirsiniz. Aynı zamanda etrafındaki ufak moteller 2 kişilik sadece odayı 30-40 € civarında kiralıyabiliyor ve hemen otelin bir kaç adım ötesinde ortak plaja erişebiliyorsunuz. Yine Karfas’ın güneyinde ve biraz önceki bölgenin kuzeyinde ise Agia Emioni diye bir yer var burada plaj kum ve güzel ancak plaj boyunca şezlong yok ama etrafındaki bakkalda şemsiye bile var. Ayrıca buraya yakın http://www.booking.com’da bulabileceğiniz Sun Village Otel’de geceliği 50€’ya 2 kişilik bir oda fiyatı almanız mümkün. Ancak bu fiyat odaların genelde boş olma durumunda veriliyor aksi halde 80 ila 120€, fakat bu otel en azından kalite olarak daha iyi.

Sonuç olarak adada çok plaj var hepsinin kendine göre bir özelliği var, örneğin bir tanesi volkanik siyah taşlardan oluşan daha değişik bir yerken bir başkası turistik olmadığı için çok sessiz ve sakin olabiliyor. Oteller ise gerçekten pahalıdan çok ucuza kadar yer alabiliyor ancak hepsini internetten ayarlamanız zor ilgili sitelerde listede bulamıyorsunuz.

Tur

Bilet acenteleri sizin için günlük turlar ayarlayabiliyor bu konuda da destek alabilirsiniz. Ayrıca anlaşmalı oldukları otelleride internet sitelerinden listelemişler. Ancak bu otellerde duruma göre siz gidip otelde oda durumuna göre daha ucuza fiyat alabiliyorsunuz tabi bu biraz şansa bırakmak oluyor.

Yemek

Ben ada sahilinde (feribotun indirdiği) yerde yemeği tercih ettim ortamı ve kalabalığı bu anlamda cezbediciydi. Yemekler ise gayet özenle hazırlanmış ve bol posiyonlarda. İki kişilik bol mezeli ve içkili ana yemek için toplam 48€ ödedim.

Alışveriş

Bu konudaki en önemli uyarı heralde adada 14:00 da alışveriş dükkanlarının kapanıyor olması. Kafeler ve restaurantlar açık ancak dükkanlar kapanıyor. Ve sanırım bir kısmı daha geç bir saatte tekrar açtığı oluyor.

Adada € kullanılıyor yanınızda bulundursanız iyi olur çünkü araç için benzin alırken otomatlı bir cihazdan almak zorunda kalbilirsiniz. Zaten her şekilde gerekli, ancak gündelik alışveriş için kredi kartı rahatlıkla kullanılıyor.

Adada sakız ürünlerine dair bir çok şey bulabilirsiniz, ayrıca 70’lik uzo 8.9€ ve yanınızda getirirken herhangi bir sıkıntı kontrol söz konusu değil.

Feribotla indiğiniz bölgenin arka sokaklarında ama daha çok sola doğru giderken parkın bulunduğu yere yakın bölgede mağazalarda var buralarda ayrıca alışveriş yapabilirsiniz.

Detaylar

Sakız (Chios) adasına vardığınızda size tavsiyem feribottan en önce inen olup hemen pasaport geçiş noktası için sırada önde yer almanız çünkü bu 30dk yı bulan bir işlem oluyor eğer arkada kalırsanız bu daha da uzuyor.

Ayrıca erturk firmasının feribotu egebirlikten bir kaç dakika önce adaya vardığı için o yolcular çoktan sıraya girmiş oluyorlar dolayısıyla erturk ile de bu nedenle gidilebilir.

İnsanlar oldukça sıcak kanlı, dolayısyıla size onların dilinde selam verip konuşursanız çok ilgili davranıyorlar.

Trafik biraz curcuna ama yinede yaya geçit noktalarında yayaya yol vermeye çalışıyorlar sizde insanların caddeye atlayabileceğini düşünüp dikkat edin, klasik avrupa ülkesi kuralı gibi.

İlgilinizi Çekebilir

Yurtdışına Araç İle Çıkış 

Bir Yunan Adası Tasos

Cumalıkızık Köyünde Yağmurlu Bir Gün

Bursaya bukadar yakın olduğunu bilmediğim Cumalıkızık köyüne gittim. İyiki gitmişim bukadar şehre yakın ve aynı zamanda bir okadarda kendi atmosferiyle uzak bir yer beklemiyordum.

Cumalıkızık’a giden yol üzerinde göreceğiniz diğer yerleşimler göreceklerinizin bir teminatı değil, köye girdiğinizde bir anda kendine has dokusu ile bambaşka bir yere geliyorsunuz. Ben yağmurlu bir günde orada bulunmama rağmen çok güzel bir atmosferi vardı. Sadece yağmurun sesi, yol olmuş döşeme taşların ortasından akıp gidiyor köy yollarında, yağmur her köşede ayrı bir tınıda şırıldıyor, ara ara güneş açıyor kuşlar sesini duyuruyor..

Kızık Köyleri ve Tarihi

Cumalıkızık köyüne dair en güzel detay bilgiyi Bursa Valiliğinin internet sitesinde sunduğu Cumalıkızık Rehberinden okuyabilirsiniz.

Kızık köylerinden dokusunu koruyan ve sanırım en güzeli olan Cumalıkızık köyü blok taş yolları, kerpiç evleri ve hayat denilen (avlu denir sanırım bursada) evlerin girişindeki yaşam alanıyla şehirlerde hiçte görmeye alışılmadık köy yaşamını olduğu gibi sizlere hissettirecek.

Cumalikizik-Koymeydani

Peki ne yapabilir, zamanınızı nasıl geçirebilirsiniz?

Köyde bir çok ev belliki ziyaretçisininde çok olmasından, bahçesini bozmadan olduğu gibi oturulabilir ufak kafelere dönüştürmüş. Böylece bir çok yerde aslında köye gelmiş bir tanrı misafiri gibi kömürde demlenen çay kahve içebilir yada köy kahvaltısı, gözleme yiyebilirsiniz. Birçok ev size kendi yaptığı lezzetleride paylaşıyor olacaktır.

Köy meydanında yağmurlu havaya rağmen bir çok tezgah kuruluydu. Köylüler bal, reçel, erişte, kuskus yiyecek yada Cumalıkızık evleri magnetleri vs gibi süs eşyaları sergileyip satıyorlar. Köy meydanı köye gelen otobüslerle düzenli ziyaretçi akınına uğruyor, böylece meydan hep cıvıltı, hareketli.

Cumalikizik-Tezgahlar

Bursaya gitmişken Cumalıkızık köyüne uğramamak olmazmış demek, geçte olsa bende bunu öğrendim, gitmediyseniz mutlaka sizde uğrayın.

Frankfurt

Gitmeden önce burada gezecek neresi var dediğim ama son gün ayaklarımın ağrısından daha gezmediğim köşeleri olan şehir Frankfurt. Doğrusu benim için görülmemiş her yer keşfetmeye, insanları gözlemleye dair birer oyun alanıdır.

Frankfurt’a gitmeden önce,

Özellikle incelemenizi ve içeriğindeki bilgileri okumanızı tavsiye ettiğim, aynı zamanda da türkçe desteğide olan Frankfurt’un resmi sitesi www.frankfurt.de sitesini mutlaka inceleyin. Bu sitede Frankfurt’da nereyi gezebilirim sorusunun cevabını fazlasıyla bulacaksınız.

Ucuza kalacak yer,

Doğrusu ben rahatına düşkün biriyim ve ne başkasının evinde bir çekyatta nede ufak paylaşımlı odada rahat edebilirim. En azından artık bu maceraları yaşayacak dönemi geçtim. Oyüzden ucuz oteller ki bunlar günlüğü 40$ civarında ve en önemlisi ulaşım anlamında şehrin göbeğindeki ana tren istanyonu Hauptbahnhof’a yakın olanlar hiç fena değil derim. Oradaki otelleri özellikle yine expedia.org dan bölge ismi seçerek listeleyebilirsiniz.  En kötü ihtimal herhangi bir bölgede bile olsanız bir ulaşım durağına yakın olmanız yeterli. Buarada ana tren istasyonu karşısında Kaiser caddesi var ve orası özellikle Sex Inn vs gibi yerlerle dolu, bu anlamda belki yakınında olmak istemeyebilirsiniz o ayrı, ama ilginç olan hiç bir tatsız olayla karşılaşmıyorsunuz çünkü insanlar birlikte yaşamaya alışmışlar. Aynı caddeden bebekli annelerin geçtiğini yada işine koşuşturan bayanların geçtiğini görebilirsiniz, gayet sıradan bir sokak yani.

 

Frankfurtda bisiklete binmek?

Frankfurt için yine bisiklet şehri desek yalan olmaz hatta göreceksinizki frankfurt.de‘de bisiklet güzergahı planlayıcı bile var böylelikle amacına göre bisiklet rotası çizebiliyorsunuz. Bunun haricinde şehirde bir çok kişi bisiklet yollarını ulaşım için kullanıyor ve şehirde Callabike.com bisikletlerini kullanabiliyor yada bazı noktalardan bisiklet kiralayabiliyorsunuz.

 

Müze Gezmeyi Seviyorsanız,

Doğrusu ben bir ülke yani bir şehirde o bölgenin insanları ne yapar, bir gününü nasıl geçirir, nerelere gider, merak ederim ve bu şekilde zaman geçirmeyi tercih ederim. Zamanımı kapalı duvarlar ardında o şehrin havasını, gürültüsünü, kokusunu, koşuşturmacasını tatmadan, yaşamadan harcamayı sevmiyorum. Bu anlamda pek fazla müze dolaşmam. Ama bildiğim ve en azından içine girmesemde bildiğim şu müzeleri dolaşabilirsiniz; İletişim Müzesi, Mimarlık-Tasarım Müzesi, Film Müzesi vs. ve Main nehri etrafında Holbeninsteg köprüsü ile AlteBrücke arasında sağlı sollu bir çok müzeyi gezebilirsiniz.

 

Peki ya başka gezilesi?

Pazarlar,

Ben özellikle bir şehirdeki pazarları gezmeyi çok seviyorum. Hiç unutmuyorum italya gezimde pazar gezmek istiyorum dediğimde insanlar çok şaşırmışlardı. Tur rehberi ise hemen insanları korkuturcasına yok kapkaççılar yok çin malları vs., hemen gazı vermişti, neyse ben yinede gezdim çokta keyif aldım ve başımızada bişey gelmedi. Pazar gezmeyi seviyorum çünkü o şehre dair çok şey verebiliyor bu mekanlar. Bir pazar o şehrin tarihini, tarihinde kullanılan eşyaları, insanların tüketim alışkanlıklarını, o bölgenin kalitesini, ithal yada ihraç mallarınına örnekler gibi bir çok şeyi yansıtıyor. Örnek şehrin kalitesiz bir bölgesinde ise o zaman içeriğindeki dandik çin mallarından kaliteli bölgesinde ise ürünlerin kalitesinden yada mis kokulu rengarenk yiyecek meyve sebze tezgahlarıyla dou oluyorlar. Frankfurt’da pazarlar bildiğim kadarıyla özellikle haftasonu ama özellikle cumartesi günü Main nehrinin güney tarafında nehre paralel kuruluyormuş, bu sefer gidemedim ama gidenlerin fotoğraflarını paylaşmasını isterim.

 

Alışveriş Mekanları,

Şehir tam bir alışveriş cennetiymiş, göreceksinizki bir çok mağazada Shopping Guide‘lar dikkatinizi çekecek. İşte bu alışveriş rehberlerlerinde nereleri gezebileceğinizi yazıyor. Doğrusu alışveriş için çokta birbirinden kopuk ayrı yerler yok yada en azından farklı bölgelerde markalar aşağı yukarı aynı. Örneğin Frankfurt’dan ne alınır derseniz özellikle dikkatimi çeken Alman markası ev ve mutfak aletleri oluyor. Türkiye’den daha ucuza bulabileceğiniz sanırsam 2 Alman markasını heryerde bulabilirsiniz, birisi Fissler, Sitil ve Zwilling JA Henckels markalar ve hatta İtalyan Leonardo. İşte bunlar yani ülkemizde pahalıya satılan bu ürünler burada daha ucuz.  Diğer yandan benim gibi teknoloji delileri içinde fotoğraf makinesinden tutunda Apple ürünlerini burada bir miktar daha ucuza bulabiliyorsunuz. Örnekle Sigma 18-200DC objektif türkiyede şuan 799TL iken Frankfurtta 229€ ile 199€ ya bulunabiliyor. Tabi aslında en önemli avantaj TAX Free yani harcamanızın 25€ yu geçmesi halinde yaklaşık %11’lik bir kısmını nakit geri alabiliyorsunuz. Frankfurt’da özellikle sağlı sollu dükkanların ve bir kaç alışveriş merkezinin bulunduğu Zeil caddesini mutlaka dolaşın. Burada Galeria Kaufhof bizim boyner alışveriş merkezimize çok benziyor elektronik ve ev aletleri katını dolaşmanızı tavsiye ederim, ayrıca daha ileride bilinen markaların bulunduğu MyZeil alışveriş merkezi, yine aynı caddede boynere benzer Karstadt, yok ben daha pahalı markaları merak ediyorum derseniz Gortz alışveriş merkezini dolaşabilirsiniz. MyZeil alışveriş merkezinde ve MyZeilin Hauptwache durağının arkasında Rossmarkt caddesinin üzerinde Kamera diye bizdeki yalçınlara benzer fotoğraf ve kamera ürünleri satan bir dükkan var meraklıları için. Yine Hauptwache durağından çıktığınızda Zeil’ın tersine giderek Goethe Platz’a gelir ve oradan pahalı markaların bulunduğu adeta Nişantaşındaki sokaklara benzer Grosse Bockennmeir caddesinden Burberry’den bir çok diğer markaları dolaşabilirsiniz.

Bunun haricinde bir başka cadde ise daha çok Saturn  mağazasınında bulunduğu elektronik ve sağlı sollu mutfak eşyaları bulabileceğiniz gezmesi yürümesi açısından keyifli hareketli Breger caddesidir.

Son olarak ufak bir tavsiye metro ile gitmesi 30dk olan güneydeki Darmstadt da turistik açıdan gezilebilecek bir yer. Ayrıca Darmstadt’ın şehrin merkezinden uzakta oluşu bazı elektronik ve diğer ürünlerin fiyatlarında en fazla 30€ luk ucuzluk olmasına neden olabiliyor bilginiz olsun. Ben kendi açımdan fotoğraf makinesi malzemesi bakarken Darmstadt da Elisabethen caddesinde Hauschildt de buna tanık olmuştum. Buarada Darmstadt da Loop5 diye bir alışveriş merkezi kurulmuş doğrusu İstanbulda’ki  Palladium gibi bir yer çokta yakın bir yer olmadığı için gidip görmeye değeceğini söyleyemem zaten franfurt merkezdekiler yetiyor.

 

Diğer Gezintiler,

Ebbelwei Express,

Hafta sonunuzu bir yöresel bir tat olan elma şarabı içerek ve alman müzikleri dinleyerek adeta taksimdeki tramvay gibi nostaljik bir gezinti olan Ebbelwei Express e binebilirsiniz. Elma şarabı gezintisi tramvay ile sizi şehrin etrafında 1 saatlik bir gezintiye çıkarıyor. 6€ karşılığında son durak Zoo da sizi bırakıyor ve 1 tuzlu kraker ile birlikte 1 elma şarabı yada sadece elma suyu ikram ediliyor.  Detaylar için ana tren istasyonundaki turist info yada www.ebbelwei-express.com dan bilgi alabilirsiniz. Express ana tren istasyonu karşısındaki metro duraşından belli saatlerde sadece hafta sonu çalışıyor.

Main Tower,

Frankfurt denilince akla gök delenler, frankfurt birası, Main nehri ve heralde gezimden arta kalan bazı ilginç detaylar aklımda kalıyor. Frankfurta gitmişken Main Tower gökdeleninde 54. katta bir şehir manzarasına çıkmamak doğru olmaz. Sadece 5€ ya Main Tower‘ın en üst seviyesinde bir gezinti ve 53. katta Heleba restaurantında panaromik camekan manzara eşliğinde içeceğinizi yudumlamak oldukça keyifli olacaktır.

Özellikle bilinen yani www.frankfurt.de sitesinden elde edeceğiniz gezi planında Römerberg meydanından, Katedrallere yada müzelere diğer detaylara değinmiyorum. Çünkü bunlar zaten frankfurt için alacağınız tüm turist haritalarında ön planda. Ek olarak güzel havalarda main nehrinde tekne gezisine çıkabilirsiniz.

 

Gezi sonrası dikkatimi çekenler,

Bir avrupa şehri daha, ulaşım işini bitirmiş çözmüş, heryere tıkır tıkır saat gibi işleyen metro tramvay yer altı metrosu ve otobüslerle dilediğiniz yere gitmek çok kolay. Şehir merkezindeki evler Paris, Roma, Floransa’da olduğu gibi o kendine has görüntüsünü dokusunda inşaa edilmiş ve bitişik bitişik. Yine trafik insanı hayran bırakırcasına düzenli ve kurallara uyan insanlarla dolu daha doğrusu o trafikte yaya olmak, yaşlı olmak yada özürlü bir vatandaş olmak muhtemelen acayip kolay ayrıca bir sessizlik sakinlik hakim. Almanlar genel olarak yardım sever ama aralarından bir kaçtane arıza çıkmıyor da değil onlarda çok sert. Frankfurtta heryer Türk, burada yaşayanlarda türklerin en bol olduğu yerlerden biri diyor, böyle olunca tabi iki adımda bir türklerin sesini duyuyor yada bir türk satıcıya denk geliyorsunuz.

Ankaraya hızlı tren yanılgısı

Ankaraya gitmeye karar verdik ama değişiklik olsun diye trenle gidelim istedik. İlk dikkatimi çeken şu yataklı trenlerdi ancak yoğunluktan dolayı yer bulamadık.

Sonrasında herkes gibi Ankaraya kadar hızlı trenle gideceğimi sanıyordum, en azından hızlı tren reklamlarından aklımda kalan bu yanılgı olmuş. Meğerse hızlı trenler sadece Eskişehir ve Ankara arası varmış. Yani bu durumda İstanbuldan Eskişehire klasik trenlerle gidip oradan aktarma yapıp geri kalan yolu yani Eskişehir Ankara arasını hızlı trenle gidebilirmişiz. Bu ise yolculuğumuzda sadece 2 saat kazandıracaktı. Durum böyle olunca aktarmasız olarak Ankaraya gitmek kulağa daha güzel geldi.

Ama aşağıdaki haritayı görünüce asıl mesafenin İstanbul ile Ankara arasında olduğunu göreceksiniz sonrasında Eskişehirle olan mesefe çokta fazla değil. Umarın yakın zamanda hızlı trenler İstanbuldan çalışmaya başlar.

Bam Tur Klasik İtalya Turu Detayları

Bam Tur,  Klasik İtalya Turu detayları;

Ucuz fiyatları ile dikkat çeken BAM Tur Klasik İtalya Turu gerçeklerini sizinle paylaşıyorum,

Buarada yazımın en altında söz konusu şikayetime dair gelişmelerin son halini ekledim.

Tur rezervasyonu ve Ödeme,

Fiyatlar tur gününe 20-30 gün kala 50€ kadar artıyor anlaşılan. O yüzden biraz daha önceden buartıştan etkilenmemek için bir ön ödeme yapmakta fayda var. İlginç olan noktalardan biri ise fiyatların € olmasına karşın siz doğrudan € ödeyemiyorsunuz böylelikle € dan TL çevriminde kendi kurlarını esas aldıklarından doğrudan size bir miktar yapıştırıyorlar 🙂 Oysa siz kendiniz € alıp ödeme yapsanız daha ucuza gelir. Birde venediğe girişte Vaporetti denen araç için bir çok tur 10€ alırken BAM TUR 15€ alıyor ve tabi zorunlu.

Sonuç olarak liste fiyatı 499€ + 15€ -25€ (erken kayıt kişi başı oda indirimi) ile kişi başı tur fiyatı 23.02.2010 tarihi itibariyle 489€ = 1050TL ödedim. Ancak arkadşım 03.04.2010 tarihinde ödemesini yaptığı için muhtemelen kur fiyatı saçmalığı yüzünden 1077TL ödedi.

Satış Öncesi Kalite,

Ben satış öncesinde Sevilay Yılmaz ile işlemlerimi hallettim genel olarak bir problem olmadı ilgili ve yardım severdi. Ancak kendisine dair internette Yaz sezonu tatili alan kişiler tarafından olumsuz yazılarda yazılmış ancak kendi adıma sorun yaşamadım.

Satış Sonrası ,

Satış sonrası size voucher ile birlikte sözleşme , ödeme makbuzu ve bir sigorta poliçesi yollanıyor.İlginç olan o dakikada size özellikle bunların imzalanıp geri fakslanması gerektiği ciddi şekilde söylenmiyor. Son 4 gün kala ben emin olmak için aradığımda öğrendim ve yollamış oldum. Son olarak size 24 saat kala cep telefonunuza ne zaman nerede olmanız gerektiğine dair bir mesaj gelecekmiş dolayısıyla ödeme sonrası herşey kesin değilmiş.

İtalya’ya gitmeden önceki güvenlik uyarıları,

Güvenlik uyarılarına dair bir düzine şey okumuş olabilirsiniz ancak 8 günlük tatil boyunca en ufak bir sorun yada tedirgin edici durumla karşılaşmadık. Ancak yinede şehir merkezinden ve insanlardan uzaklaştıkça bazı sorunların olma ihtimali artıyor örneğin turda rehberlik yapan bir kişinin bizzat ağzından şu olayı duyduk , rehber arkadaş şehir dışındaki otelinin bahçesinde bir araçtan inen ve kendisinin sivil polis olduğunu söyleyip kimliğini gösteren iki şahıs tarafından gasp a uğramış. Daha doğrusu olay kısaca şu şekilde gerçekleşmiş , kişiler kokain kullanıp kullanmadığını sorup ardınan ceplerindekini boşaltmasını ve sahte para vs kontrol edeceklerini söylelip paralarını araç içerisinde incelerken 500€ sunu almış ve tüymüşler.

Gezimiz bitti ve sonraki yorumlarım,

Roma,Floransa ve Venedik’e dair bir çok şey anlatabilirim ancak bunu başka bir yazımda yazacağım şimdilik sadece Bam Tur’a yönelik eleştirisel şeyler yazıcam. Eğer Bam Turla klasik italya turuna çıkıyorsanız hertürlü sürprize hazırlıklı olun derim. Genel olarak sizi tura bağlı kalmanızı mümkün kılmak üzerine hareket ediyorlar diyebilirim , yani bağımsız olarak takılmanız kolay olmayabilir. Çünkü sizi voucherınızda yazılı otellerin dışında otellere götürüyorlar.Örneğin biz voucherda yazılı olan otele gideceğimizi varsayıp tüm planımızı yani otelden nasıl nereye gideriz ve otele nasıl döneriz diye kendimizi hazırlamış ve hatta ilk gün gruptan ayrılıp kendimiz gezdikten sonra voucherdaki otele gittiğimizde büyük bir şokla otelin doğru otel olmadığını , değişmiş yeni otele ise hiç bir şekilde toplu taşıma olmadığını öğrendik ve taksiyle yeni otelimize kendimiz cepten 20€ ödeme yaparak gittik.Bu noktada Bam Tur müşterisini bilgilendirmediği için bu tutarı karşılaması gerekirdi ancak bu noktada henüz (hala) hiç bir özür yada telafi yapılmadı! Hatta voucher da taahhüt edilen oteldeyken otel resepsiyonundaki kişiler Bam Turu duymadıklarını bile dile getirdiler. Yani buradan çıkan sonuç anlaşılıyorki Bam Tur otelleri şehir merkezine yakın gösterip daha sonrasında sizi şehir dışında bir otele yerleştiriyor ve son dakikaya kadar bunu size söylemiyor! Üstelik Roma dahil Floransada da aynı şekilde başka otelde kalındı.Floransadaki otel sanayi bölgesindeydi ve gece otele giden yol üzerinde yanaşmış tırlarda cinsel ihtiyaçlarını gidermeleri için hizmet veren kadınları saymazsak sorun yok gibi. Ama rahat bir ülke olduğu için herkes kendi halinde ve sorun yok 🙂 .Buarada şehirlere ilk girişlerdeki panaromik tur dedikleri tamamiyle panaromik kelimesine yakışmayacak şekilde kapalı otobüs ile şehir turundan ibaret.Yani üstü açık otobüslerle panaromik tur bekliyorsanız yanılıyorsunuz.Bunlar için şehirde ekstra turlar düzenleniyor isterseniz kendiniz katılabilirsiniz ancak fiyatlarını bilemiyorum.

Bam Turun iyi yanları,

Turda bize eşlik eden rehberimiz Hakan beydi kendisi oldukça ilgili , iyi , bilgili ve sakin biri. Rehberle yapılan gezilerden gördüğüm kadarıyla herkes memnun kaldı. Bir başka iyi nokta ise Bam Tur fiyat olarak diğer turlara göre daha uygun ancak bunu sağlamak için muhtemelen otel konusunda söylediğim kurnazlığı yapıyorlar. Diğer yandan oteller rahatlık ve konfor olarak oldukça kaliteli bir tek sabah kahvaltıları hariç. Kaldığımız oteller ; Romada , Hotel Papillo ve Floransada , Hotel Miro.

Sonuç,

Turdan bağımsız dolaşmak isteyenlere hitap eden bir paket değil ancak doğrusu alternatif bir seçenekte yok. Bir kaç şehir arasındaki ulaşımı tur otobüsü ile rahatça yapmak tabiki bir avantaj aksi halde trenle bunu kendiniz yapıp otelleride ona göre organize etmeniz gerekiyor buda çok kolay olmayabilir.Ancak tek şehir gezecekseniz ben her zamanki gibi turla gitme yanlısı değilim. Ucuz fiyatı ile avantajlı ancak otellerin merkeze uzaklığından dolayı başarısız bir seçenek. Ekstra gezileri ile 300+€ bulan bu paketde ekstralara katılmazsanız temel Roma , Floransa ve Venedik tarihi noktalarını gezebilirsiniz.Hatta Pisa ya 10€ a kendiniz gidip gelebilirsiniz. Eğer turla gezmeyi seviyor ve yürümeyi sevmiyorsanız ozaman kaçırmayın derim.Zaten ekstralar dahil turu tercih edenlerin yaş ortalamaları yüksekti.

Benim Bam Tur a Tavsiyem,

Fiyatları ucuz tutmak ve müşteriyi memnun etmek için güzel görünen ancak şehir dışında oteller ayarlamaktansa daha bölgesel ufak ancak şehir içinde yatağı ve banyosu temiz oteller ayarlaması benim tercihimdir. Kimse yurt dışına 4 duvar arasında zaman geçirmek için gitmiyor bence. Diğer yandan her an hertürlü son dakika değişimi konusunda mutlaka müşterisini bilgilendirmeli.

Buraya kadar yazımı okuduysanız hemen devamında Bam Tur yetkilisi bir arkadaşım doğrudan benimle iletişime geçmek yerine yazıma yazdığı yorumu okuyunuz. Bu yorum sonrasında ise beni Bam Tur Genel Müdürlükten sanırsam kendisi İnsan Kaynakları veya Halkla İlişkiler müdüresi olan Yasemin hanım aradı. Kendisi oldukça olgun ve profesyonel bir şekilde şikayetimi anladığını ve bu konudaki gerekli şeylerin yapılacağını söyleyip en önemlisi olan durum için kendi adına ve Bam Tur adına özür diledi. Sonuç olarak bu şekilde yetkili birinin özür dilemesi gerçekten güzel , kendilerine bende teşekkür ederim.