Kuralsızlıklar köyü koca İstanbul örneklerinden

İşten geldim saat 19:15 civarlarıydı ve hala yani şimdi saat 22:53 hala kocaman bir kamyon Avrupayı Asyaya bağlayan o “Avrupa Kültür Başkenti” denilen şehrin köprü çıkışı yolunda yolun ortasında öylece park halinde duruyor. Bakın diyorumki otobanın üzerinde sol şeritte park halinde daha doğrusu sanırsam bir kaza sonrası orada bırakılmış ama çevresinde hiç bir şey yok üstelik polis bile. Oysa arkasından yanından bir sürü araç süratle geçiyor üstelik aşağıda fotoğrafta bir tanesi solundan geçmeye çalışırken yanık fren sesine döndümde artık pes deyip fotoğrafını çektim.

Hala inanamıyorum yolun, ana yolun ortasında öylece duran bir aracın olmasına insaf bu ancak bir köy meydanında olur anlarım ama bukadarı da pess gerçekten! Bu trafik ülkemizde kurallara uyan insanlarla değil kendi kurallarını yaratan insanlarla dolu ve her geçen gün öyle de kötüye gidiyor!

Avrupa Asya arasındaki köprü yolunda öylece saatlerce hareketsizce duran kamyon ! Peeees! Ne trafik polisi, ne çekici, ne uyarı üçgeni vs pess!

Dayanamadım fren seslerine ve en sonunda trafik polisini aradım bilemiyorum kendilerinin bir haberi olabilirmi diye sordum, 4 saattir yolun ortasında hareketsiz duran ve kazaya sebebiyet veren bir kamyondan haberiniz varmı diye,  yokmuşşş…  Şimdi bu noktada merak ediyorum mobese kameralarını kim izliyor 10 yaşındaki çocuklar mı ? Hadi diğer bir bakış açısı ile benden başka arayan ve uyaran kimsede mi yok? Çok ilginç ya.. Umarım yarınki haberlerde bir kaza haberi görmeyiz bunla ilgili.

Garanti Bankası ya oradan yerleştirecek ya buradan!

İşte bu başlıkta yer alan hafif argo cümle 11.07.10 22.25 itibariyle Garanti Bankasının call centerdaki elemanının bankanın müşteriyi nasıl sağacağı konusundaki cümlesinin argo versiyonuydu. Çağrı merkezindeki eleman bana “..bank ya oradan kazanacak ya buradan kazanacak..” şeklinde bir ifade kullandı.

Garanti Bankası gerçekten Turkcell gibi insanı çileden çıkaran ve daha fazla nasıl müşteriyi sömürürüm mantığına dayanan bir politika izlemesi insanın cinlerini tepesine çıkarıyor. Benzer şekilde 3 milyon müşterisi ile çocuk sömürüsü yapan turkcell hattımı kapatmak sadece 1 yani bireyselde olsa beni fazlası ile tatmin etti. Ancak 3 milyon eksi bir müşterisi olduğunu söylemesi gerekir orası ayrı. Neyse gelelim Garanti Bankasına , hani diyeceksinizki okadar laf ediyosun ama hala hizmetinden faydalanıyorsun. Doğru aynen öyle çünkü bir kaç özelliği ile piyasada alternatifi olduğunu düşünmüyorum örneğin internet bankacılığındaki kullanım esneklik ve teknolojisi, şifrematik ve sanal kart uygulaması, cep şifrematik, shop & miles kredi kartı ve bedava uçak mili kampanyası. Bunlar olmasa 1 dk durmam başka bir bankadan hizmet alırım.

Peki bu seferki sorun neydi, şu bankaların hesap kesim ücretleri ile kredi kartı kesim ücretlerinden nefret ediyorum! Hani bir banka çıkıp deseki biz bu ikisinide almayacağız yanında bu hizmetleri vericez ama sende bize bilmem kaç sene kullanacağını vs vs temin edeceksin, işte ozaman tamam derim. Garanti bankasındaki hesabımda bilmem kaç TL param var ve sırf hesap kesim ücreti alınmasın diye 2 adet otomatik ödeme tanımladım. Ve geçen gün 34 TL 1. dönem hesap kesim ücreti kesildiğini fark ettim çağrı merkezini aradım sordum neden bu diye. Onlarda bana otomatik ödeme tanımlamışsınız ama hesaptan para hiç otomatik alınmamış siz elle ödeme talimatı vermişsiniz dediler. Ne fark eder sonuçta otomatik ödeme tanımlamışım dediğimde ise bakın beyefendi milyonlarca müşteri otomatik ödeme için hesabına para yatırdığında banka bu atıl mevduattan kar elde ediyor dedi. Tamam herşey çok güzel ama benim 1 aydır hesabımda fatura bedelinin 15 katı para duruyor! elle fatura ödesem neolur fazlası ile para tutuyorum hesapta dediğimde ozamanda ama çekeceğinizin bir garantisi yok diyor.

Ey fırsatçı ama teknolojisini sevdiğim Garanti Bankası ! sana diyorumki benden sana daha güzel bir teklif ! ben 1 yıl içinde sürekli hesabımda en az 150TL tutacağımın garantisini veriyorum ama sende bana sene içinde para akışıma karışmadan benden hesap kesim ücreti almadan bir hizmet vermelisin! Bunun fatura için yatıracağım 30TL den daha karlı olduğunu görmüyor musun?! Hesap kesim ücreti alınmasın diye hesaptaki parayı bir oraya bir buraya kaçırmaktan bıktım bu ne saçma şey!

Garanti Bankası müşterisini cezalandırıyor!

Garanti bankası, baktığınızda internet bankacılığından tutunda verdiği hizmete kadar kalitesini belli ederken bu kalitesinin karşılığını müşterilerden hizmet bedelleri yada saçma bazı kesintilerle müşterisinden almasını iyi biliyor. Özellikle bir tane kesinti varki bu beni gerçekten çileden çıkartıyor! Hani diyeceksinizki madem memnun değilsin ozaman neden hizmet almaya devam ediyorsun , yanıtı basit bunun dışındaki bir çok hizmetinden memnunum ancak bu anlatacağım şey bana aşırı saçma geliyor ve özellikle düzeltmelerini talep etmiştim ancak hala sonuç alamadım.

Eğer Garanti Bankasından kredi kartı sahibi iseniz ilginç bir uygulamaları var. Diyelimki kart limiti 1000TL ve siz yaptığınız harçamalarla yaklaşık 1250TL ulaşabiliyorsunuz. Böylece 250TL sizin kartı limitinizi eksiye düşüyor ve limt -250TL olarak görünüyor. Ancak bu limit aşım edeli olarak size bir şekilde ceza olarak geri dönüyor! Bu noktada Garanti Bankası’na bunu sorduğunuzda müşterinin memnuniyetini düşünüp limiti yetmediği zaman bu şekilde esnettiklerini dile getiriyorlar. Bakın bu noktada başka bankaların uygulamalarından birini size aktarayım. Eğer böyle birşey Yapı Kredi de olsa sizin limitinizi otomatik artırmak için size sms ile bunu soruyorlar ve eksiye düşmenizi engelliyorlar.

Ben Garanti Bankasından bunu düzeltip limitimin sıfıra dayandığında eksiye düşmemesi ve dolayısıyla harcama yapmamı engelleyecek şekilde düzeltmelerini istediğimde bunu yapamadıklarını dile getiriyorlar. Düşünsenize 1250TL yani eksi 250TL den daha fazla harcama yapmak istediğinizde size izin vermeyecek bir sistemleri varken aynısını sıfır TL ye dayandığınızda yapmıyorlar! Bunun tek bir anlamı vardır “Limitini aşan müşterileri öpen sistem” .

Tüm kaliteli hizmeti ve ileri teknolojisi ile önde giden Garanti Bankasının fırsatçılık yapma anlayışını kenara bıkrakmasını rica ediyorum!

Bitmeyen vahim tablo

Çocukluğumdan beri duyduğum hiç bitmeyen PKK sorunu. Yada daha özele inersek karakol basılması, çatışmalar ve şehit olan askerlerimiz. Yirmi dokuz senedir teknoloji ne noktaya geldi biliyorsunuz; uzaya fırlatılan uydular, GPS, yeryüzünde çekilebilen ayrıntılı fotoğraflar, israilin heron yani insansız uçaklarına verilen milyon dolarlar, hep var olan ve küçülen termal kameralar ama bu teknolojiye rağmen hala karakol baskınları, pusular ve yine aynı vahim tablo. Bir yerde bir yanlışlık var birileri bu olayların bitmesini istemiyor aksi halde dağlarda teknolojinin hakimiyetini kurmak 29 (bana göre) senedir nasıl mümkün olamaz? Yazık, olan masum insanlara oluyor.

İnsan , Eğitim , Hayvan

Eğitim şart cümlesi artık geyik ve komik bir hal aldı. Oysa bazen okadar dilime geliyorki söylemek en yerinde şey oluyor.

Örneğin eğitimli bir köpekle eğitimsiz bir köpek arasındaki fark gibidir insanın da eğitimli oluşu. Eğitimli köpek nasıl fayda sağlıyorsa eğitimsiz köpek ise hiç bir fayda sağlamıyordur ben ce. Tamam belki örnekteki köpek hayvanı kendi aralarında birbirlerine fayda sağlamıyor olabilirler ama bir düşünsenize eğitimli köpeklerin yapabildiklerini; uyuşturucu madde tespitlerindeki faydalarını, bizim güvenliğimiz için faydalarını, engelli vatandaşlar için sağladıkları faydalar, hem kendilerini hem bizi eğlendirmeleri. Oysa bir yandada eğitimsiz yan gel yat ye iç sıç olanları.

Aslında eğitim bir canlının kendine has özelliklerinin geliştirilmesi ile fayda sağlamasını önünün açılmasıdır. Burada illa fayda sağlanması gerektiği yada gerekmediği tartışılır ancak bu zaten apayrı bir konu. Ben insanların yaşadığı sürece birbirlerine , hatta tüm canlılara, topluma ve geleceğe fayda sağlaması gerektiğini savunan biriyim.

Bence  eğitimsiz insan eğitimsiz köpek/hayvan gibi yaşamaya mahkumdur ! Dolayısıyla eğitimsiz insanın davranışlarıda eğitimsiz hayvanların davranışları gibidir, didişir dururlar, birbirlerini yerler ve herzaman en güçlüsü hakimdir hepsine ama en akıllısı değil. En güçlüsü yönetir hepsini ister aptal ister akıllı olsun. İnsanlarda ise bu güç bazen bedensel bazen ise maddi kaynak yada olanaklara denk gelebilir.

Umarım güzel ülkemin insanlarıda eğitimsiz insanlar tarafından sahip olunmuş güçlerce yönetilmezler.

Saygılarımla.

Burger King Suflesi değişmiş ve daha kötü olmuş

Çikolatalı dondurmalı sufleyi ilk Burger King’de yemiştim ve bayılmıştım. Sonrasında başka yerlerde de yedim ancak nedense tadı bana ağır geldi. Hani belki bu anlamda gerçek sufle Buger Kingde yenmiyor diyebilirsiniz o ayrı.

Herneyse o çok sevdiğim kekinin tadıyla birlikte BK artık sufleyi değiştirmiş ve eski tadı biraz korumasına karşı kıvamı değişmiş, artık kek değil daha akışkan bir hale gelmiş. Eskiden kekini kaşıkla keser dondurmasına banar öyle yerdim oysa şimdi dondurma ile akışkan kek birbirine karışmış tuhaf bir hal almış , ne kek kalmış ne kıvam.

Sonuç olarak ben Burger King’in yeni Suflesini hiçmi hiç beğenmedim! Bozmuşlar!

PS3’ün kırılmasını bayram sevinci gibi kutlayan zihniyet

Bir çok forumda PS3’ün kırılmasını/cracklenmesini bayram sevinci gibi kutlayan insanların yorumları var. Bir çoğunun savunduğu ortak 2 düşünce,

  • Paramız yok alamıyoruz hakkımız değilmi
  • Yabancılar bize pahalıya satıyor neden onlara para kazandıralım

şeklinde.

Öncelikle 2. düşüncedeki insaları gerçekten anlamış değilim. PS3 yurt dışında Türkiyeden çok daha uygun bir fiyata satılıyor. Ve ülkemizdeki satış fiyatı aletin üzerine eklenen vergiler yüzünden bukadar fazla. İnsanlar sanki aradaki bu fiyat farkının tamamiyle ürünü üreten yabancı firmanın cebine gittiğini düşünüp tepki olarak kırılmış versiyonunu kullanımını haklı çıkarmalarını anlamıyorum.

Aletin fiyat farkı ülkemizin uyguladığı vergi rejimiyle ilgilidir ve burada tepki gösterilmesi gereken bu konudaki ilgililerdir. Ürünün pahalıya satılması tamamiyle bizden kaynaklanıyor ve aradaki yüksek fiyat farkıda ülkemizdeki kişilerin cebine gidiyor.

Ayrıca parası olmayanın almaması taraftarı değilim tabiki bu çok normal bir istek arzudur. Ancak bunu kendinde bir hak bulup her yol mübah şeklinde bir tavır takınmasıda hiç doğru bir davranış değildir.

Yani benim savunduğum düşünce , eğeme saygı duymayıp işimize gelen nedenlerden dolayı bunu doğruymuş gibi savunmamamız gerektiğidir.

Korsan tüketim neyazıkki ülkemizde artık kültürün bir parçası olmuş , aynı 3. sınıf ülkelerde olduğu gibi.Hatta buna benzer durumda Çin dünyadaki herşeyin kopyasını kendisi üretip kendi markaları altında ülkesinde satarken biz bırakın üretkenliği sadece kopyalarını , kırık versiyonlarını sadece tüketiyoruz. En azından bu konuda Çinlileri takdir etmek lazım.

Bugün Avrupa ülkelerindeki gibi orjinal ürün kullanmayışımızın nedeni ülkemizde korsan/kaçak ürün oluşmasına neden olan ekonomik unsurlardır. Bu nedenle tepkimiz hakkıyla para kazanan üretken insanlara olmamalı bunu bize sunarken bundan aşırı kar yada fırsatçılık yapan kişilere olmalıdır.

Eminimki bugün bir hizmet yada ürün üretseniz bundan kar edecekken kopyasının çıkarılmasına kendiniz de tepki gösterirsiniz. Çünkü ozaman bu sizin kazancınızı emeğinizi hiçe saymak olur ve bu sefer de , “doğru” yön değiştirip sizin için bu şekilde çalışacaktır.

Lütfen doğruyu dürüstlüğü değerlerimizi kaybetmeyelim işimize gelecek şekilde şekillendirmeyelim, bile bile tersini yapıyor olsak dahi , bari durumun doğru olmadığını kabullenelim.

Kutlu Doğum Haftası Trendi ve Şekilleşen, Samimiyetini Yitiren İnançlar

Başlık biraz çarpıcı olabilir ama gittikçe insanların inçlarının artmasındansa, inançlarının gerçek niyet ve hissiyatlarını kaybettiklerini düşünerek bu duruma tepki gösteriyorum. Örneğin bana çok garip gelen sanal ortamlarda dini kavramlara bir maddesel şekil yada sanal bir kavram verilip onlara binlerce insanın üye olmasını garipsiyorum.

Belki başka şeylerde yani dini olmayan şeylerde bunu çok yapıyoruz ancak din hassas bir konu ve bunu nekadar şekile sokar maddeleştirirsek o zaman dünyevi ortamdaki diğer şeylerle aynı kefeye koymuş oluruz diye düşünüyorum. Örnek olarak facebookta şekilleşen bir şekle bürünmüş “yaradan” kavramına üye sayısı ne kadar arttıkça diğer yandan ona laf söyleme yada tersini yapma veya antipati duyan yada hakaret eden insanlarında tepkiside kaçınılmaz bir şekilde ortaya çıkabilecektir. İnaç din vs gibi şeyleri şekilleştirmenin onları sanal ortamlarda yada dünyevi hayatımızda maddeleştirmenin bize getirisinden çok götürüsü olacağını , o şeye karşı inançları yıpratacağı düşüncesindeyim.

Bırakın benim aşkım/inancım kalbimde kalsın , onu şekilleştirerek ona karşı olan duygularım daha da çok artmayacaktır. Korkarımki günümüz dünyasında tüketim toplumu olarak inançlarımızıda tüketiyoruz , kaybediyoruz. Onları kutlayarak onlara özel günler atayarak daha anlamlı değerli yada içi dolu inaçlarla sağlamlaştırdığımızı düşünmüyorum.

Saygılarımla.

Ses frekansı ve cdler ile tedavi

Piyasada zaman zaman bazı cdlerin satışına yönelik haberler duyacaksınız , söz konusu cdler içindeki müziklerin arka planına saklanmış beyini etkileyen ve çeşitli konularda size destek olan bir paket olarak satılıyor. Örneğin , dikkat bozukluğu olan insanlar X cd sini alıp gün içinde dinliyorlar ve sözde bu cd içinden kulağın duyamayacağını frekanslarda çıkan sesler sizin dikkat bozukluğunuzun düzelmesine etki ediyormuş.

İddialara göre,

Cdleri kopyalamak yada mp3’e çevirmek cdlerin bu etkisini sağlamıyormuş.

CDlerin içindeki şarkıların değil onların arka planına gömülü kulağın duymadığı frekanslardaki seslerin etkisi varmış

Sonuç,

Bana bu söylenenler hiç ama hiç mantıklı gelmedi nedeni ise piyasadaki kulaklıkları incelerseniz frekans aralıkları 18-22000Hz arasındadır. Oysa bu kişilerin iddiasına göre bu cdlerde 4Hz ses üretilmekte. Peki bu kulaklıkların frekans aralığı 18Hz ile 22000Hz iken nasıl bu kulağın duymadığı sesleri üretecekler?

Bu tamamiyle insanları aldatmaya yönelik basit bir pazarlama politikası olmalı. Tersini düşünen daha doğrusu teknik olarak kanıtlayabilen varsa lütfen bilgisini paylaşsın.

Media Markt Düşük Fiyat Kanunu bence göz boyamadır

Media Markt tan 31TL ye 8GB Kingston Usb bellek aldım. Aynısı Electroworld de 21TL idi. Sonra bu ucuz fiyat kanunundan faydalanmak istedim bir düzine iş! Yok electroworld ün basılı ilanını getirecekmişim yok oradan aldığım fiş vs bişey getirecekmişim yani tam detayını şuan anımsayamadım zaten kendi internet sitelerinde yazıyor bu iş gerçekten çok uğraştırıyor. 10TL için gidipte bunları temin edip paramı geri almam uzun bir iş.

Oysa en basiti nasılmı ? Nereden ucuza alınabiliyorsa oradan aldığıma yada belki arkadaşımın almış olmasına rağmen ilgili fişi götürüp Media Markt a gösterdiğimde fiyat farkı ödenmeli.Ama sistem bu şekilde işlemiyor.

Oyüzden ilk Media Markt tan bir şey satın alacağıma bundan sonra ilk olarak Darty ve Electro World e bakarım daha iyi.